Aba vakti yaba, yaba vakti aba.
Abdal düğünden, çocuk oyundan usanmaz.
Abdal tekkede, hacı Mekke'de bulunur.
Abdalın karnı doyunca gözü pabucundadır.
Abdalın yağı çok olursa gah borusuna çalar, gah gerisine.
Acele işe şeytan karışır.
Acemi katır kapı önünde yük indirir.
Acı acıyı bastırır, su sancıyı.
Acı patlıcanı kırağı çalmaz.
Acı söz insanı dininden, tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır.
Acıkan doymam, susayan kanmam sanır.
Acıklı başta akıl olmaz.
Acındırırsan arsız olur, acıktırırsan hırsız olur.
Aç aç ile yatınca arada dilenci doğar.
Aç aman bilmez, çocuk zaman bilmez.
Aç ayı oynamaz.
Aç doymam tok acıkmam sanır.
Aç tavuk kendini arpa ambarında sanır.
Aç gözünü açarlar gözünü.
Aç ile eceli gelen söyleşir.
Aç köpek fırın deler.
Aç kurt arslana saldırır.
Aç kurt yavrusunu yer.
Aç ne yemez, tok ne demez.
Aç ölmez gözü kararır, susuz ölmez benzi sararır.
Aç yanından kaç.
Açık ağız aç kalmaz.
Açık kaba it değer.
Açık yaraya tuz ekilmez.
Açılan solar, ağlayan güler.
Açın gözü ekmek teknesinde olur.
Açın imanı olmaz.
Açın karnında ekmek durmaz.
Açlık ile tokluğun arası yarım yufka.
Ada bana adayım sana.
Adam adama yük değil, can gövdeye mülk değil.
Adam adamdan korkmaz, utanır.
Adam adamdır, olmasa da pulu; eşek eşektir olmasa da çulu.
Adam olana bir söz yeter.
Adamakla mal tükenmez.
Adamın kötüsü olmaz meğer züğürt ola.
Adamın yere bakanından suyun sessiz akanından kork.
Ağaç ne kadar uzasa göğe ermez.
Ağaç yaş iken eğilir.
Ağaca balta vurmuşlar «neyleyim? sapı bendendir» demiş.
Ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur.
Ağacı kurt, insanı dert yer.
Ağacın kurdu içinde olur.
Ağacın meyvesi olunca, başını aşağı salar.
Ağaçtan maşa, abdaldan paşa olmaz.
Ağalık vermekle yiğitlik vurmakla.
Ağanın gözü ata tımardır.
Ağanın gözü öküzü semiz eder.
Ağanın gözü yiğidin sözü.
Ağanın malı çıkar uşağın canı.
Ağası güçlü olanın, kulu suçlu olur.
Ağılda oğlak doğsa, ovada otu biter.
Ağır kazan geç kaynar.
Ağır ol batman gelesin.
Ağır ol da molla desinler.
Ağır taş yerinden oynamaz.
Ağır yongayı yel kaldırmaz.
Ağlama ölü için, ağla diri için.
Ağlamakla yar ele girmez.
Ağlamayan çocuğa meme vermezler.
Ağlarsa anam ağlar, gayrısı yalan ağlar.
Ağlatan gülmez.
Ağrılardan göz ağrısı, her kişinin öz ağrısı.
Ağrısız baş mezarda olur.
Ağustosta gölge kovan, zemheride karnın ovar.
Ah alan onmaz.
Ahlatın (armudun) iyisini ayılar yer.
Ahmağa yüz, abdala söz vermeğe gelmez.
Ahmak gelin yengeyi halayığı sanır.
Ak akçe kara gün içindir.
Ak don kara don geçit başında belli olur.
Ak gün ağartır, kara gün karartır.
Ak koyunu gören içi dolu yağ sanır.
Ak koyunun kara kuzusu da olur.
Akacak kan damarda durmaz.
Akar su pislik tutmaz.
Akar suya inanma el oğluna dayanma.
Akara kokara bakma çuvala girene bak.
Akçe akıl öğretir, don yürüyüş.
Akçesi ucuz olanın kendisi kıymetli olur.
Akıl akıldan üstündür.
Akıl için tarik birdir.
Akil isen açma sırrın dostuna, çünkü dostun dostu vardır, o da söyler dostuna.
Akıl kişiye sermayedir.
Akıl para ile satılmaz.
Akıl yaşta değil baştadır.
Akılları pazara çıkarmışlar, herkes yine kendi aklını beğenmiş (almış).
Akıllı düşman, akılsız dosttan yeğdir (hayırlıdır).
Akıllı düşününceye kadar deli oğlunu everir.
Akılsız başın zahmetini (cezasını) ayak çeker.
Akılsız köpeği yol kocaltır.
Akşam ise yat sabah ise git.
Akşam kavil, sabah savul.
Akşamın hayrından sabahın şerri yeğdir.
Al elmaya taş atan çok olur.
Al giyen alınır.
Al ile aslan tutulur.
Al kaşağıyı gir ahıra, yarası olan gocunsun.
Al malın iyisin çekme kaygısın.
Ala keçi her vakit püsküllü oğlak doğurmaz.
Alacakla verecek ödenmez.
Alçak eşek binmeğe kolay, öksüz çocuk dövmeye kolay.
Alçak yer yiğidi hor gösterir.
Alçak yerde tepecik kendisini dağ sanır.
Alçak yerde yatma sel alır, yüksek yerde yatma yel alır.
Alet işler el övünür.
Alışmış kudurmuştan beterdir.
Alim unutmuş, kalem unutmamış.
Allah balmumu yakana balmumu, yağ mumu  yakana yağ mumu verir.
Allah dağına göre kar verir.
Allah dokuzda verdiğini sekizde almaz.
Allah gümüş kapıyı kaparsa altın kapıyı açar.
Allah kardeşi kardeş yaratmış kesesini ayrı yaratmış.
Allah verince kimin oğlu kimin kızı demez.
Allanın bildiği kuldan saklanmaz.
Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste.
Almadan vermek Allah'a mahsustur.
Alt değirmen güçlü akar.
Altı olur, yedi olur, hep Allah'ın dediği olur.
Altın anahtar her kapıyı açar.
Altın ateşte insan mihnette belli olur.
Altın eli bıçak kesmez.
Altın eşik gümüş eşiğe muhtaçtır.
Altın leğenin kan kusana ne faydası var.
Altın yerde paslanmaz, taş yağmurdan ıslanmaz.
Altın yere düşmekle pul olmaz.
Altının kıymetini sarraf bilir.
Aman diyene kılıç kalkmaz.
Ana gibi yar olmaz, Bağdat gibi diyar olmaz.
Ana kızına taht kurar, kız bahtı kocadan arar.
Anadan olur daya, hamurdan olur maya.
Ananın bastığı yavru incinmez.
Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al.
Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.
Araba devrilince yol gösteren çok olur.
Arabanın ön tekerleği nereden geçerse art tekerleği de oradan geçer.
Arayan Mevla'sını da bulur belasını da.
Arı bal alacak çiçeği bilir.
Arı kızdıranı sokar.
Arık ata kuyruğu yüktür.
Arık etten yağlı tirit olmaz.
Arık öküze bıçak çalınmaz.
Arife günü yalan söyleyenin bayram günü yüzü kara çıkar.
Armudun önü, kirazın sonu.
Arpa eken buğday biçmez.
Arpa samanıyla, kömür dumanıyla.
Arpa unundan kadayıf olmaz.
Arpacıya borç eden ahırını tez satar.
Arsızın yüzüne tükürmüşler «yağmur yağıyor» demiş.
Arslan kükrerse, atın ayağı kösteklenir.
Arslan postunda gönül dostunda.
Asil azmaz, bal kokmaz.
Asil ile taş taşı, bedasıl ile yeme aşı.
Aslını saklayan haramzadedir.
Aş taşınca kepçeye baha olmaz.
Aşı pişiren yağ olur, gelinin yüzü ağ olur.
Aşıka Bağdat sorulmaz.
Aşını, eşini, işini bil.
Aşk ağlatır, dert söyletir.
Aşk olmayınca meşk olmaz.
Aşure yemeğe giden kaşığını belinde taşır.
At arıklıkla yiğit gariplikle.
At at oluncaya kadar sahibi mat olur.
At binenin kılıç kuşananın.
At bulunur meydan bulunmaz, meydan bulunur at bulunmaz.
At ile avrat yiğidin bahtına.
At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır.
At sahibine göre kişner.
At yedi günde it yediği günde.
At yiğidin yoldaşıdır.
Ata da soy gerek ite de.
Ata dostu oğula mirastır.
Ata eyer gerek eyere er gerek.
Ata malı mal olmaz.
Atı atasıyla katırı anasıyla.
Atılan ok geri dönmez.
Atım tepmez, itim kopmaz deme.
Atın bahtsızı arabaya düşer.
Atın dorusu yiğidin delisi.
Atın ürkeği yiğidin korkağı.
Atına bakan ardına bakmaz.
Attan düşene yorgan döşek, eşekten düşene kazma kürek.
Ateş düştüğü yeri yakar.
Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.
Av avlayanın, kemer bağlayanın.
Ava gelmez kuş olmaz, başa gelmez iş olmaz.
Ava giden avlanır.
Avcı ne kadar al bilse, ayı o kadar yol bilir.
Avrat var ev yapar, avrat var ev yıkar.
Ay görmüşün yıldıza minneti yoktur.
Ayak almadık taş olmaz, başa gelmedik iş olmaz.
Ayağını yorganına göre uzat.
Ayıpsız yar arayan yarsız kalır.
Ayyar tilki art ayağından tutulur.
Az eli aşta gör, çok eli işte gör.
Az olsun öz olsun.
Az tamah çok ziyan getirir.
Az veren candan, çok veren maldan.
Az yiyen az uyur, çok yiyen güç uyur.
Aza demişler «nereye?» «çoğun yanına» demiş.
Azan kurda kızan köpek.
Azıcık aşım, kaygısız başım.
Başa gelen çekilir.
Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur.
Besledik, büyüttük danayı, (şimdi) tanımaz oldu anayı.
Bir buldu iki ister, akça buldu çıkın ister.
Bir tutam ot deveye hendek atlatır.
Boşa koydum dolmadı, doluya koydum almadı.
Can boğazdan gelir.
Can canın yoldaşıdır.
Can cümleden aziz.
Can çıkmadan, huy çıkmaz.
Cefayı çekmeyen âşık, safanın kadrini bilmez.
Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler.
Çıkmadık canda ümit var (dır).
Çirkefe taş atma, üstüne sıçrar.
Çivi çiviyi söker.
Çok bilen (söyleyen) çok yanılır.
Çok naz aşık usandırır.
Çok söyleme arsız edersin, aç bırakma (parasız koyma, çok saklama) hırsız edersin.
Çok yaşayan bilmez, çok gezen bilir.
Çürük tahta çivi (mıh) tutmaz.
Dağ dağ üstüne olur, ev ev üstüne olmaz.
Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur.
Dağ ne kadar yüce olsa yol onun üstünden aşar.
Dağ yürümezse abdal yürür.
Dam üstünde saksağan, vur beline kazmaylan.
Damdan düşen, halden bilir.
Damlaya damlaya göl olur, (aka aka sel olur).
Darı unundan baklava, incir ağacından oklava olmaz.
Davacısı kadı olanın yardımcısı Allah olsun.
Davetsiz gelen döşeksiz oturur.
Davul dengi dengine diye çalar.
Davulu biz çaldık, parsayı el (başkası) topladı.
Davulun sesi uzaktan hoş gelir.
Deli kız düğün etmiş, kendi baş sedire geçmiş.
Deliye her gün bayram.
Demir nemden çürür, insan gamdan.
Demir tavında dövülür.
Denize düşen yılana sarılır.
Derdini saklayan (söylemeyen) derman bulamaz.
 
Dervişin fikri ne ise zikri de odur.
Deve boynuz ararken kulaktan olmuş.
Deveden büyük fil var.
Devlet adama ayağı ile gelmez.
Dilin cirmi küçük, cürmü büyük.
Dilin kemiği yok.
Dinsizin hakkından imansız gelir.
Dişi köpek kuyruğunu sallamayınca, erkek köpek ardına düşmez.
Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.
Dost acı söyler.
Dost dostun ayıbını yüzüne söyler.
Düğün olur iki kişiye, kaygısı düşer deli komşuya.
Düğüne gider zurna beğenmez, hamama gider kurna beğenmez.
Dünya malı dünyada kalır.
Dünyanın ucu uzundur.
Düşmanın karınca olsa kendini merdane tut.
Düşmez kalkmaz bir Allah.
Ecel geldi cihana, baş ağrısı bahane.
Eceli yaklaşan köpek cami duvarına siyer.
Edebi edepsizden öğren.
Eğilen baş kesilmez.
Eğreti ata (el atına) binen tez iner.
Eğri, düzü beğenmez, bu da bizi beğenmez.
Ek tohumun hasını, çekme yiyecek yasını.
Eken biçer, konan göçer.
Ekmeden biçilmez.
El ağzına bakan karısını tez boşar.
El el ile, değirmen yel ile.
El elden üstündür arşa çıkınca.
El (etek) öpmekle ağız (dudak) aşınmaz.
El için ağlayan iki gözden olur, yer için dövünen dizden olur.
El kazanı ile aş kaynamaz.
Elmayı soy da ye, armudu say da ye.
El yarası onulur, dil yarası onulmaz,.
El yumruğunu yemeyen, kendi yumruğunu bozdoğan armudu sanır.
Elçiye zeval olmaz.
Elin ağzı torba değil ki çekip büzesin.
Elle gelen düğün bayram.
Elti eltiye eş olmaz, arpa unundan aş olmaz.
Ergen gözüyle kız alma, gece gözüyle bez alma.
Erim er (yiğidim yiğit) olsun da yerim (durağım) çalı dibi olsun.
Erine göre bağla başını, tencerene göre kaynat aşını.
Erken kalkan yol alır, er evlenen döl alır.
Eski dost düşman olmaz, yenisinden vefa gelmez.
Eskiye itibar olsaydı, bit pazarına nur yağardı.
Esmere al bağla, karşısına geç ağla.
Eşek hoşaftan ne anlar (suyunu içer tanesini bırakır).
Et tırnaktan ayrılmaz.
Ev alma, komşu al.
Evdeki hesap çarşıya (pazara) uymaz.
Evi ev eden avrat (yurdu şen eden devlet).
Evlenenle ev yapanın Allah yardımcısıdır.
Evli evinde köylü köyünde gerek.
Faydasız baş mezara yaraşır.
Fazla (artık) mal göz çıkarmaz.
Felek kimine kavun yedirir kimine kelek, .
Garip kuşun yuvasını Allah yapar.
Gelen gideni aratır.
Gönülsüz yenen aş, ya karın ağrıtır ya baş.
Görünen köy kılavuz istemez.
Gözden ırak olan, gönülden de ırak olur.
Gülü seven dikenine katlanır.
Gülme komşuna, gelir başına.
Gün doğmadan neler doğar.
Güneş balçıkla sıvanmaz.
Haydan gelen huya gider.
Her kuşun eti yenmez.
Her horoz kendi çöplüğünde öter.
Her yiğidin bir yoğurt yeyişi vardır.
Her yiğidin gönlünde bir arslan yatar.
Horozu çok olan köyün sabahı geç olur.
Isıramadığın (kıramadığın) eli öp de başına koy.
İki cambaz bir ipte oynamaz.
İki çıplak bir hamamda yakışır.
İki karpuz bir koltuğa sığmaz.
İşten artmaz, dişten artar.
İt ürür kervan yürür.
Kabahat samur kürk olsa, kimse sırtına (üstüne) almaz.
Kalp kalbe karşıdır.
Kâr zararın ortağıdır.
Kara (kötü) haber tez duyulur.
Kardeş kardeşi bıçaklamış, dönmüş yine kucaklamış.
Kaş ile göz, gerisi (kalanı, artanı, dahası) söz.
Kaynayan kazan kapak tutmaz.
Kaz gelen yerden tavuk esirgenmez.
Kazma kuyuyu, kazarlar kuyunu.
Kedi yetişemediği ciğere pis (murdar) der.
Kel ölür, sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur.
Kelin medarı olsa kendi başına olur (Kel ilaç bilse, kendi başına sürer; kelin ilacı olsa başına sürer).
Kem söz, kalp akçe sahibinindir.
Kenarın dilberi nazik de olsa nazenin olamaz.
Kendi düşen ağlamaz.
Keskin sirke küpüne (kabına) zarar.
Kestane kabuğundan çıkmış, kabuğunu beğenmemiş.
Kırkından sonra azanı teneşir paklar (-a çare bulunmaz).
Kısa günün karı az olur.
Kısmetinde ne varsa, kaşığında o çıkar.
Kızını dövmeyen dizini döver.
Kimse kimsenin çukurunu doldurmaz.
Korkak bezirgân, ne kâr eder, ne ziyan.
Komşu boncuğunu çalan gece takınır.
Komşu hakkı, Tanrı hakkı (dır).
Komşunun tavuğu, komşuya kaz görünür (karısı kız görünür).
Korkulu rüya (düş) görmektense uyanık yatmak hayırlıdır.
Koyunun bulunmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler.
Köpeğin duası kabul (makbul) olsaydı, gökten kemik yağardı.
Köpekle (itle) dalaşmaktan çalıyı dolaşmak yeğdir.
Köpeksiz köy bulmuş çomaksız geziyor.
Köpeksiz sürüye (köye) kurt girer (iner, üşer).
Kör bile düştüğü çukura bir daha düşmez.
Körler memleketinde tek gözlü kraldır.
Körle yatan şaşı kalkar.
Kötülük her kişinin karı, iyilik er kişinin karı.
Kul azmayınca Hak yazmaz.
Kul kusursuz (hatasız) olmaz.
Kul sıkılmayınca (bunalmadıkça) Hızır yetişmez.
Kurt dumanlı havayı sever.
Kurt kocayınca köpeklere maskara olur.
Kurtla koyun, kılıçla oyun olmaz.
Kurunun yanında yaş da yanar.
Kuzguna yavrusu şahin (anka, şirin) görünür.
Laf lafı açar, laf da tabakayı açar.
Laf torbaya girmez.
Lafla (lakırdı ile) peynir gemisi yürümez.
Mahkeme kadıya mülk değildir (olmaz).
Mal canın yongasıdır.
Mal melameti örter.
Mart kapıdan baktırır kazma kürek yaktırır.
Mayasız yoğurt tutmaz (çalınmaz).
Merhametten maraz doğar (hasıl olur).
Meyveli ağacı taşlarlar.
Mızrak çuvala girmez (sığmaz).
Minareyi çalan kılıfını hazırlar.
Misafir misafiri istemez (sevmez), ev sahibi hiçbirini.
Misafir umduğunu değil bulduğunu yer.
Mühür kimde ise Süleyman odur.
Mürüvvete endaze olmaz.
Namaza meyli olmayanın kulağı ezanda olmaz.
Ne doğrarsan aşına o çıkar kaşığına.
Ne  ekersen  onu biçersin.
Ne oldum dememeli ne olacağım demeli.
Ne verirsen elinle o gider seninle.
Nerde çokluk orda bokluk.
Nerde hareket orda bereket.
Oğlan dayıya, kız halaya çeker.
Olacakla öleceğe çare yoktur.
Ödünç güle güle gider, ağlaya ağlaya gelir.
Öfke baldan tatlıdır.
Öfkeyle kalkan ziyanla oturur.
Ölmüş eşek kurttan korkmaz.
Ölüm hak miras helal.
Ölürse yer beğensin, kalırsa el beğensin.
Papaz her gün pilav yemez.
Para parayı çeker.
Paranın yüzü sıcaktır.
Parayı veren düdüğü çalar.
Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir.
Pilav yiyen kaşığını yanında (belinde) taşır.
Rahvan at kendini yorar.
Rençber kırk yılda, tüccar kırk günde.
Rüzgâr eken, fırtına biçer.
Rüzgâr esmeyince yaprak kımıldamaz.
Rüzgârlı havanın kuytusu, yağmurlu havanın uykusu.
Sabah ola hayır ola.
Sabır ile koruk helva, dut yaprağı atlas olur.
Sabreden derviş muradına ermiş.
Saçın ak mı, kara mı? önüne düşünce görürsün.
Safa ile yenen cefa ile kazanılır.
Sağır  işitmez,  uydurur (yakıştırır).
Sakla samanı gelir zamanı.
Sakınılan (esirgenen) göze çöp batar.
Sarımsağı gelin etmişler, kırk gün kokusu çıkmamış.
Sen zot, ben zot, ineğe kim verecek ot? veya Sen ağa ben ağa, bu ineği kim sağa.
Serçeden korkan darı ekmez.
Sırça köşkte oturan, komşusuna taş atmaz.
Sırrını açma (açma sırrını) dostuna çünkü (dostunun dostu vardır) o da söyler dostuna.
Sinek küçüktür ama mide bulandırır.
Sirkesini, sarımsağını düşünen paçayı yiyemez.
Son pişmanlık fayda vermez (etmez).
Sona kalan dona kalır.
Sora sora Bağdat (Kâbe) bulunur.
Soydur çeker (boktur kokar).
Söyleyene bakma, söyletene bak.
Sözünü bil, pişir, ağzını der, devşir.
Su testisi su yolunda kırılır.
Su uyur, düşman uyumaz.
Suyun  yavaş  akanından,  insanın  yere bakanından kork.
Sükût ikrardan gelir (sayılır).
Sür git dememişler, gör geç demişler.
Sürüden ayrılanı (ayrılan koyunu, kuzuyu) kurt kapar.
Sütten ağzı yanan, yoğurdu (ayranı) üfleyerek yer (içer).
Şeriatın kestiği parmak acımaz.
Şık şık (çık çık) eden nalçadır iş bitiren akçedir.
Tabak (debbağ) sevdiği deriyi yerden yere çarpar.
Taş düştüğü yerde ağırdır (kalır), (taş yerinde ağırdır).
Taşıma su ile değirmen dönmez.
Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış.
Tekkeyi bekleyen çorbayı içer.
Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş.
Terazi var tartı var, her bir şeyin vakti var.
Tereciye tere (tarhuncuya tarhun) satılmaz.
Terzi kendi söküğünü (dikişini) dikemez.
Tilkinin dönüp (gezip) geleceği yer kürkçü dükkânıdır.
Tok açın hâlinden bilmez (anlamaz).
Tok ağırlaması (ağırlamak) güçtür (güç olur).
Ucuz  etin  yahnisi  (suyu)  tatsız  (kara, pek) olur.
Ummadığın taş bas yarar.
Üç göç bir yangın yerini tutar.
Üveye etme özünde bulursun, geline etme kızında bulursun.
Üzüm üzüme baka baka kararır.
Üzümü ye de bağını sorma.
Vakitsiz öten  horozun  başını  keserler.
Var varlatır, yok söyletir.
Varsa (var mı) pulun herkes kulun, yoksa (yok mu) pulun dardır yolun.
Yalancının evi yanmış kimse inanmamış.
Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.
Yanlış hesap Bağdat'tan döner.
Yarım elma gönül alma.
Yaş yetmiş iş bitmiş.
Yavaş atın tekmesi pek olur.
Yazın gölge hoş, kışın çuval boş.
Yavuz hırsız ev sahibini bastırır.
Yemeyenin malını yerler.
Yerin kulağı var.
Yiğidin malı meydandadır.
Yiğit lakabıyla anılır.
Yoktan yonga çıkmaz.
Yol bilen kervana katılmaz.
Yol ile giden yanılmaz.
Yol yürümekle borç vermekle tükenir.
Yolcu yolunda gerek.
Yörük at yemini arttırır.
Yumurtada  kıl  bitmez.
Yuvarlanan taş yosun tutmaz.
Yuvayı yapan dişi kuştur veya    yuvayı dişi kuş yapar.
Yüz verme arsız olur, az verme hırsız olur.
Zaman  sana uymazsa  sen zamana  uy.
Zararın neresinden dönülse kardır.
Zengin arabasını dağdan aşırır, züğürt düz ovada yolunu şaşırır.
Zenginin malı züğürdün çenesini yorar.
Zora dağlar dayanmaz.
Zorla güzellik olmaz.
Zurnada peşrev olmaz, ne çıkarsa bahtına.
Züğürt olup düşünmektense uyuz olup kaşınmak yeğdir.
Züğürtlük zadeliği bozar.
Zürefanın düşkünü beyaz giyer kış günü.
[ANA SAYFA] [Kafiyeli İsimler] [Aliturka] [Şiir Antolojisi] [Osmanlıca İsimler] [İstiklal Marşı] [100 Temel Eser]

Paylaş